Atıksız Yaşam: Nasıl (6)-Sorumluluk Al

Atıksız Yaşam: Nasıl serisinin ilk yazısında genel hatlarıyla izlememiz gereken süreçten bahsetmiştim, ikinci yazısında sadeleşmeyi ele almış, üçüncü yazıda ise yeniden kullanma üzerinde durmuştum. Dördüncü ve beşinci yazıda ayrıştırma ve dönüştürmeyi konuştuk. Bu yazıda ise son basamağımız olan sorumluluk almaktan bahsedeceğiz.

Evimizin içinde harika bir düzen kurup hayatımızı atıksız yaşama sistematize biçimde adapte edebiliriz. Ama dışarıdaki sistem olması gerektiği gibi değilse çabalarımızın bir kısmı boşa gidecektir. bu yüzden, dışarıdaki sistemin de belirlenen kurallarca kurulması konusunda kamu otoritelerini biraz ittirmek gerekiyor. Malum kültürümüzde “ağlamayan çocuğa meme vermezler” diye bir ata sözü var, yani sesini yükseltmeyen kimseye hakkını vermezler. Onun için sesinizi duyurmalı, hakkınızı aramalısınız. Sorumluluk alma aşaması tam olarak buna işaret ediyor.

Sıfır Atık Yönetmeliği ve Atık Yönetimi Yönetmeliklerine göre ilçe belediyeleriniz atıkların kaynağından (yani sizden ya da sokağınızdan) türlerine göre ayrı toplanmasından, ayrıca organik atıkların kompostundan, diğer atıkların ise dönüşümünden sorumlu, büyük şehir belediyeleri bunun koordinasyonundan, il çevre, şehircilik ve iklim değişikliği müdürlükleri de denetiminden sorumlu. yaşadığınız yerde hangi basamakta sorun olduğunu düşünüyorsanız o kurumun ilgili birimi ile beyaz/mavi masalardan iletişime geçebilir, yönetmeliklere atıfta bulunan dilekçeler yazabilir, CİMER üzerinden bilgi talebi oluşturabilirsiniz.

Bizlerin vatandaş olarak çevreyi koruma ödevi var, bunun yanında bu hizmeti almak için de haklarımız var. Yerel yönetimler de merkezi yönetim de bu dahil pek çok vaat vererek seçime girer ve seçilirler. Ancak seçim sonrası bu görevler ihmal edilebilir. Sorumlu vatandaşlar olarak bu görevlerini onlara hatırlatmakta fayda var.

Sorumluluk almanın bir diğer ayağı ise kendi çevrenizde atıksız yaşam “influencer”ı olmanız. kendi hayatlarımızda yaptığımız değişimi, bu değişimin arkasındaki iklim krizi, plastik kirliliği, sağlık etkileri gibi nedenleri çevremizdeki insanlara, en ufak bir ilgi ışığı göründüğünde yava şyavaş anlatmaya başlamak gerekiyor. Bazen anlatmasak bile insanlar gözlemleyerek sizin çabalarınızı örnek alabiliyor, bazen de sorular sormaya başlıyor. Sorular geldikçe suçlayıcı ya da kaygı yaratıcı olmayan, savunmayı tetiklemeyecek biçimde yaşanan ekolojik sorunları, bunlar için bireysel olarak neler yapılabileceğini, en kolayının ne olduğunu, yapmazsak gelecekte nelerin bizi beklediğini anlatabilirsiniz. Böylece yaşadığınız dönüşümü başkalarının da yaşaması için zihinlerine minik tohumlar ekmiş ve gezegen dostu bu yaşam biçiminin yaygınlaştırılmasında bir elçi olmuş olursunuz.

En önemlisi değişime önce kendimizden başlamamız, kimseyi zorlamadan bu hayatın kolaylığını anlatmak, en az tepkiyle karşı karşıya kalma yöntemi bence. Kimse yargılanmaktan hoşlanmaz, durduk yere öneri almak bile pek keyifli gelmez kimseye. Ama meraklı gözler, kısa ve basit sorular o insanlara bu yaşam biçimini anlatmak için bizlere minik davetiyeler taşır. Bu davetiyelere yanıt vermek ve o insanı atıksız yaşama kazanmak ise bizim elimizde!

Yorum bırakın