Türkiye’de 2025 itibarıyla zorunlu hale gelen Depozito İade Sistemi, çevreyi koruma, atık azaltma ve döngüsel ekonomiye geçiş hedefleri açısından önemli bir adım olarak lanse ediliyor. Cam, plastik ve metal içecek ambalajlarına getirilen bu sistem sayesinde, tüketiciler her ürünle birlikte ödedikleri depozito ücretini ambalajı iade ettiklerinde geri alabiliyor. Bu mantıkla sistem ilk bakışta oldukça basit: Ambalajını getir, paranı geri al.
Ancak uygulamanın detaylarına indiğimizde, sistemin gerçekten “çevre dostu” bir devrime mi yoksa iyi niyetli ama eksik tasarlanmış bir projeye mi dönüştüğü sorusu gündeme geliyor. Bu yazıda sistemin nasıl işlediğini, neyi amaçladığını, ne gibi sorunlara yol açabileceğini ve Avrupa’daki örneklerle nasıl karşılaştırıldığını ele alıyoruz.
📦 Depozito Sistemi Nasıl İşliyor?
Türkiye’de artık 0,1 ila 3 litre arasındaki tüm tek kullanımlık içecek ambalajları (cam şişe, PET plastik, alüminyum kutu) için depozito ödeniyor. Bu ürünlerin ambalajları özel bir “depozito” işareti taşıyor ve barkodlarına depozito bilgisi entegre ediliyor. Satın alırken, ürün fiyatının üzerine ekstra 25 kuruş depozito bedeli ekleniyor.
Ambalaj iadesi için büyük zincir marketlerde kurulan Depozito İade Makineleri (DİM) kullanılıyor. Tüketici, bu makinelere şişeleri atarak dijital cüzdanına 25 kuruş/şişe geri ödeme alıyor. Bu işlem için “Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA)” adlı uygulamayı indirip, kişisel QR kodunuzu makineye okutmanız gerekiyor.
Sistemin altyapısı tamamen dijital: Tüm iade ve ödeme işlemleri akıllı telefon ve e-cüzdan ile yürütülüyor. Şu anda her ilçede en az bir iade noktası kurulması hedefleniyor. Küçük esnaf için manuel iade noktaları mümkün olsa da, kapsam sınırlı. Bu sistemin yaygınlaşmasıyla sokaklardaki çöp ambalajlarının azalması ve geri dönüşüm oranlarının artması bekleniyor.
💸 25 Kuruşluk Depozito: Yetmez Ama Evet mi?
Sistemin zayıf karnı, depozito bedelinin sadece 25 kuruş olması. Bu bedel, ne yazık ki bugünün ekonomik koşullarında çoğu kişi için neredeyse sembolik bir değer. Öyle ki bir plastik poşetin bile fiyatı 25 kuruş olmuşken, kim bir içecek şişesi için bu küçük miktarı almak adına uğraşsın?
Uzmanlara göre sistemin etkili olabilmesi için bu bedelin en az 1 TL’ye çıkarılması gerekiyor. Avrupa’daki başarılı örneklerde depozito bedeli genelde 0,10–0,25 € (yaklaşık 3–7 TL) arasında. Yani Türkiye’deki bedel, Almanya’daki uygulamanın yaklaşık 30’da biri!
Bu durum, sistemin gerçek amacına ulaşmasını zorlaştırabilir. Zira depozito, tüketicinin davranışını değiştirecek kadar yüksek olmadığında, şişeyi iade etmeye gönüllü kişi sayısı azalır. Dolayısıyla “dev bir altyapı yatırımı, ama düşük iade oranları” gibi bir tablo oluşabilir.
♻️ Çevresel Etki: Geri Dönüşüm Evet, Ama Yeniden Kullanım Nerede?
Sistemin çevresel faydası göz ardı edilemez. Bakanlığın tahminine göre tam kapasite çalıştığında yılda 20-25 milyar adet ambalaj geri toplanabilecek. Bu, yaklaşık 1 milyon ton atığın oluşmasının önüne geçmek anlamına geliyor. Ayrıca 37 bin ton sera gazı salımı azalacak, enerji ve ham madde tasarrufu sağlanacak.
Ancak burada kritik bir fark var: Türkiye’deki sistem yalnızca geri dönüşüm odaklı. Yani şişeler/kutular toplandıktan sonra parçalanarak ham maddeye dönüştürülüyor. Oysa depozito sisteminin tarihsel kökeni, yeniden kullanım ilkesine dayanır. Cam şişelerin toplanıp yıkanıp tekrar kullanılması, hem çevresel etkiyi daha fazla azaltır hem de kaynak tüketimini düşürür. Almanya gibi ülkelerde depozitolu cam şişeler ortalama 40 kez yeniden kullanılabiliyor.
Türkiye’de şu an yeniden kullanımı teşvik eden bir sistem yok. Bu açıdan sistemin kapsamı genişletilmeli ve döngüsel ekonomiyi tam anlamıyla destekleyecek adımlar atılmalıdır.
💰 Ekonomik Etkiler: Kim Ödüyor, Kim Kazanıyor?
Sistemin kurulumu büyük bir altyapı yatırımı gerektiriyor. Makineler, dijital sistemler, lojistik ağ ve geri dönüşüm tesislerinin kapasite artırımı gibi kalemler önemli maliyetler oluşturuyor.
Finansman, üreticilerden alınan Depozito Katılım Payı (DEKAP) ile sağlanıyor. Ayrıca toplanan ambalajlardan elde edilen gelir ve iade edilmeyen depozitolar da sistemin mali kaynakları arasında. Uzun vadede sistemin belediyelere de tasarruf sağlayacağı öngörülüyor; çünkü çöplerden ambalaj atıklarının ayrılmasıyla depolama maliyetleri düşecek.
Ancak şu an sistemin gelir ve gider yapısı şeffaf değil. Toplanan paraların nerelere aktarıldığı, iade edilmeyen depozito ücretlerinin neye harcandığı gibi sorular hâlâ netleşmiş değil. Bu durum, sistemi kamuoyunun gözünde sorgulanır hale getirebilir.
🧑🔧 Toplumsal Adalet: Sokak Toplayıcıları Ne Olacak?
Sistemin belki de en kritik toplumsal boyutu, yıllardır ambalaj atıklarını sokaktan toplayan kayıt dışı emekçilerin durumu. Sokak toplayıcıları, şehirlerin görünmeyen atık işçileriydi. Ancak yeni sistemde şişeler çöpe değil iade makinelerine gideceği için bu kişilerin geçim kaynakları ciddi biçimde tehdit altında.
Buna ek olarak sistemin dijital olması, akıllı telefon ve banka hesabı olmayan kişilerin sisteme dahil olmasını zorlaştırıyor. Pilot uygulamalarda bazı bölgelerde makine fiş verip bu fişin marketlerde kullanılmasına izin verildi, ancak bu tüm ülke genelinde uygulanmıyor.
Bu noktada, sistemin adil ve kapsayıcı olması için sokak toplayıcılarının sisteme entegre edilmesi, depozito merkezlerinde istihdam edilmesi, kooperatiflere dahil edilmeleri gibi çözümler düşünülmeli.
🔁 Avrupa ile Karşılaştırma: Nerede Farklıyız?
- Depozito Tutarı: Almanya’da €0.25, Litvanya’da €0.10, Türkiye’de sadece 0,008 €.
- İade Oranı: Almanya %98, Litvanya %92, Türkiye’de henüz veri yok.
- Kapsam: Avrupa’da süt ve meyve suları da sisteme dahil. Türkiye’de henüz kapsam dışında.
- İade Şekli: Avrupa’da çoğunlukla fişle nakit iade yaygın. Türkiye’de ise yalnızca dijital cüzdanla ödeme yapılıyor.
Avrupa ülkeleri bu sistemleri yıllardır geliştirerek yüksek başarı oranları yakalamış durumda. Türkiye ise başlangıçta teknolojik olarak cesur bir adım atsa da, özellikle depozito tutarı ve erişim konularında ciddi farklar barındırıyor.
🔍 Ne Yapılmalı?
- Depozito tutarı artırılmalı: En az 1 TL’ye çıkarılmalı ve enflasyona göre güncellenmeli.
- Daha kapsayıcı altyapı kurulmalı: Makineler sadece AVM’lerde değil, mahalle aralarında, pazarlarda, okullarda da olmalı.
- Sokak toplayıcıları sisteme entegre edilmeli: Bu kişilere istihdam yaratılmalı veya kooperatifler aracılığıyla destek verilmeli.
- Şeffaflık sağlanmalı: TÜÇA her yıl sistemin performans raporlarını yayınlamalı.
- Halk bilinçlendirilmeli: Eğitimler, bilgilendirici kampanyalar, ödüllü yarışmalar ile sistem benimsetilmeli.
- Yeniden kullanım teşvik edilmeli: Geri dönüşümün ötesine geçilmeli, cam ve plastik şişelerin tekrar kullanımı hedeflenmeli.
🌍 Sonuç: Potansiyeli Büyük, Ama Yolu Uzun
Depozito iade sistemi, Türkiye’nin sıfır atık hedefleri için güçlü bir araç olabilir. Ama bu sistem, sadece ambalajları toplamakla değil, aynı zamanda çevresel bilinç, toplumsal adalet ve ekonomik sürdürülebilirlik ilkeleriyle birlikte tasarlanmak zorunda.
Eğer doğru adımlar atılırsa, Türkiye “al, kullan, geri getir” kültürünü benimseyebilir. Aksi halde sistem, pahalı bir yatırımın ötesine geçemeyebilir.
Bu yüzden hatırlatalım: Doğa için, gelecek nesiller için, yaşanabilir şehirler için depozito sistemi önemli — ama gerçekten etkili kılmak bizim elimizde.
