Yenilebilir Enerji Ne Kadar Yeşil?

İlk olarak Greenvibes Ekolojik’in Aposto! Bülteninde yazdığım bu yazıma ve daha fazlasına buradan ulaşabilirsiniz.

banner

Çevreyi düşünen birçok kişi kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan elde edilen enerjinin arkasında bıraktığı büyük sera gazı salımları nedeniyle güneş, su, rüzgar, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması gerektiğini savunuyor. Peki, yenilenebilir diye daha çevresel olduğunu düşündüğümüz bu enerji çeşitleri, ne kadar yeşil?

Küresel sera gazı emisyonlarının sektörlere göre dağılımına bakıldığında %73’ünün enerji üretimi için olduğunu görüyoruz. Enerji üretiminde ise Türkiye’de birincil kaynaklar %82 kullanım oranıyla fosil yakıtlardan oluşuyor. Enerjimizin %16’sını da yenilenebilir enerji kaynaklarından üretiyoruz (elektrik üretimimizin %44.3’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından üretiliyor). Yenilenebilir enerji söz konusu olunca kaynaklarımızı daha verimli kullanalım, fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltalım istiyoruz. Üstelik örneğin elektrik üretimi açısından 1 KWh başına açığa çıkan CO2 eşdeğeri sera gazı emisyonları cinsinden enerji kaynakları karşılaştırıldığında hem üretim öncesinde, hem enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynakları çok daha zararsız çıkıyor. Ancak sera gazı salımını bir kenara bırakıp diğer çevresel etkiler baktığımızda tablo ne yazık ki bu kadar iç açıcı değil. Yenilenebilir enerji kaynakları, enerjinin elde edildiği kaynağın sürekli kendiliğinden yenilenmesini ifade ediyor, öte yandan diğer çevresel kaynaklar yenilenemeyecek şekilde zarar görebiliyor. Hidroelektrik , güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji ve biyokütle enerji santrallerinin her biri çevresel anlamda tartışmaya açılması gereken kendi olumsuz etkilerine sahipler.

AşamaDoğalgazKaya GazıKömürNükleerRüzgar (Kara)Rüzgar (Deniz)
Üretim Öncesi22.342.810424.411.710.8
Üretim44244288113.70.090.21
Üretim Sonrası000.021.10.200.18
Toplam46548698529.311.911.2
Farklı kaynaklar için 1 KWh Elektrik üretiminde açığa  çıkan  CO2 eşdeğeri sera gazı emisyonları

Hidroelektrik santralleri (HES) elektrik üretiminde %29.3 oranında tercih edilen santraller olarak yenilenebilir enerji kaynakları açısından önde geliyor. Doğru yatırımlar kurgulandığında çevresel etkinin en az olacağı kaynaklardan biri olan HES’ler, yanlış politikalar sonucunda olumsuz çevre etkilerini geometrik olarak katlıyorlar. Birkaç vadiden toplanarak birleşen akarsular üzerine yapılan HES’ler vadilerin devamında akarsu yataklarını susuz bırakıyor. Akarsu yataklarının susuz kalması ise derelere yumurtlayarak çoğalmaya evrimleşmiş balıklar için yumurtlama alanlarının yok olması demek. Balıkların üreme göçü son bulunca, türleri de zamanla yok olacak ve deniz ekosistemlerinin besin zinciri bozulacak. Akarsu yataklarının susuz kalması yalnızca sucul canlıları değil, o suyla beslenen kara canlılarını da etkiliyor. Zaten azıcık su akan kanalların etrafın gerilen teller nedeniyle vahşi hayvanlar suya erişemiyor ve susuzluktan can veriyorlar. Çiftçiler ise topraklarını sulayamıyor, tarımsal verimlilikleri düşüyor. Bir de HES inşa edilirken, ya yol için ya da göletlerin havzaları için kesilen ağaçlar var. İşte, sera gazı salımı endişesiyle yenilenebilir enerji tercih ederken, sera gazları, özellikle karbon yutağı olan ormanları da böylelikle yok etmiş oluyoruz.

Rüzgar Enerjisi Santralleri (RES) ise bir megavatsaat enerji üretimi için karbon eşdeğer emisyonu %55 azaltabildiği için ülkemizde elektrik üretiminin %7.1’ini üretecek kadar tercih ediliyor. Ancak insan eli değmemiş son topraklar olan tepelik orman alanlarına inşa ediliyorlar. Hem düzgün zemin, hem büyük boyutlu parçaların düzgün taşınması, hem de enerji nakil hatları için asgari 4000 m2 alanda ağaçlar kesiliyor, yerlerine ya beton ya yol kaplaması dökülüyor. Yerleşim yerlerinin yakınında inşa edilen rüzgar tirbünleri besi hayvanlarının üremesini etkileyecek düzeyde yoğun ses çıkarıyor. Kurulum yapılacak alanın daha iyi analizlerle seçilmesi, kuşların görebilecekleri renklerde ve yavaşlıkta dönmesi gibi önlemlere rağmen, kuş göç yolları düşünülmeden tasarlanmış tirbünler, istedikleri kadar yavaş dönsünler, kuşların ölümüne sebep oluyor. Ayrıca gece yollarını ses dalgalarıyla bulan yarasalar için de yoldan çıkarıcı birer unsurlar, bu nedenle bir çok yarasanın ölümü söz konusu oluyor. RES’ler inşa edildikleri bölgelerin rüzgar akımlarında da değişikliğe sebep oluyor, bu da hem böceklerin hareketlerini, hem de bitkilerin tozlaşmasını olumsuz yönde etkiliyor. Hatta bitki örtüsünün zarar görmesiyle çıplak kalan toprak, barındırdığı organik karbonu kaybediyor, havaya salıyor.

Elektrik üretimimizde %3.2’lik payla  yenilenebilir kaynaklar arasında 3. sırada yer alan Güneş Enerjisi Santralleri (GES) ise türlerine göre farklı etkiler yaratıyor ancak hepsinin ortak etkisi, güneşlenme/gölgelenme kriterlerini sağlamak için geniş düz alanlarda, bu durumda, bizim ülkemizde ovalarda konumlandırılıyor olması. Verimli tarım arazilerine inşa edilen GES’ler yaklaşan gıda krizinde işleri daha da zorlaştıracağa benziyor. Farklı etkilerine bakacak olursak, Aynalı, ışığı ve dolayısıyla ısıyı tek bir noktaya odaklayan sistemler, 100-500m çapında bir alanda 300°C’lik ısı adalarının oluşmasına sebep oluyor. Enerji üretimi açısından yararlı olan bu durum, yaklaşan ya da içinden geçen kuşlar ve böcekler için öldürücü oluyor. Fotovolaik (PV) sistemlerde ise geniş alanlarda yansıtıcı yüzeyler oluşturuluyor. Bu yüzeyler sucul kuşları ve böcekler için aldatıcı bir rol üstleniyor. Yumurtalarını ve yuvalarını suyun yansımasıyla buldukları sulak alanlara bırakan bu böcekler ve kuşlar bu sahte yaşam alanlarında nesillerinin tükenmesi tehlikesiyle karşılaşabilir. Ayrıca, GES’ler bozkırlara, ovalara ya da kurak alanlara inşa edildiklerinde sürekli tozlandıkları için düzenli olarak yıkanmaları gerekebiliyor, bu ise fazladan enerji ve su ihtiyacını doğuruyor.

Elektrik üretiminde %3.2 ile 4. sırada tercih edilen Jeotermal Enerji Santralleri (JES) doğru planlandığında ve yönetildiğinde çevreye en az zarar veren enerji kaynaklarından aslında, üstelik ülkemiz de jeotermal kaynak açısından eşine az rastlanır şekilde zengin. Ancak bu enerji santralleri, yanlış planlama sonucunda çevreye en çok zarar veren santrallere dönüşüyorlar.  Jeotermal enerji üretiminde asla vazgeçilemeyecek 3 kural var; santrallerin yaşam alanından uzakta planlanması, yer altından çekilen sıvıyla birlikte gelen gazların atmosfere bırakılmaması ve sıvının yerüstüne deşarj edilmemesi. Ancak zayıf denetimlerle işletilen JES’lerde su, buhar, gaz ve çamur yüzeye bırakılabiliyor, çıkan Hidrojen Sülfür gazı hem tarımda hem de canlı yaşamında büyük olumsuz etkilere sahip oluyor. Havadan ağır olduğu için toprağa yakın yüzeyde yoğunlaşan Hidrojen Sülfür ve beraberideki civa, arsenik, amonyak gibi zehirli gazlar verimli tarım alanlarının üzerine çöküp verimi düşürüyor. Bunun yanında insan sağlığını da kanser oranlarını arttırabilecek şekilde olumsuz etkiliyor. JES’lerde çıkan suyun yüzeye değil uygun derinlikte yeraltına deşarj edilmesi gerekiyor. Geri basma olarak bilinen bu işlem alındığı kaynağa yapılmazsa barındırdığı zehirli bileşenlerler birlikte yeraltı sularına karışıyor, tatlı su kaynaklarını zehirli hale getiriyor. JES’lerde yanlış yöntemlerle elde edilen enerji, hem çevre sağlığına, hem toplum sağlığıne hem de ekonomiye zararlı hale geliyor.

Yenilenebilir gözüyle bakılan bir diğer enerji üretim yöntemi de biyokütle ve biyogaz enerjisidir ve ülkemize enerji üretiminin %1.5’lik bölümünü karşılar. Biyokütle enerjisi aslında doğada çürüyerek yok olacak hayvan gübresi ya da diğer biyolojik atıklardan enerji üretilmesidir. Ya bu atıkların çürütülmesinden çıkan metan gazı ya da atıkların kendileri yakılarak ısı enerjisi elde edilir. Biyokütle aslında kavramı yağlı tohumlu bitkilerden, odunlar kadar doğal kaynakları kapsarken, son yıllarda  bu kavram, büyük sanayi tesisleri ve kentlerin atıklarına kadar geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Kentlerin katı atık depolama sahalarına yada çevrelerine kurulan biyogaz/biyokütle santralleri aslında kömürlü termik santrallerden pek farklı işlemez (bu nedenle adındaki biyo kısmı aldatıcı bir özelliktedir). Hatta atıklar içerisinde endüstriyel tehlikeli atıklarda yer alabileceği için çevreye kimyasal saçılmasına sebep olabilirler. Organik atıkların yanında katı atık depolama tesislerine gönderilen geri dönüştürülebilecek tek kullanımlık ambalaj atıkları da bu yanma işleminden geçer ve işlem sonucunda dioksin, ağır metaller ve kalıcı organik kirleticiler gibi zehirli maddeler tesis bacasından havaya rahatça karışabilir. Hem soluma yoluyla insana, hem de atmosferde çökme yoluyla toprağa ve gıdalara bulaşacak bu malzemeler biyolojik birikim nedeniyle bedenimizden atılamaz ve hormon bozukluklarından kansere pek çok hastalığa sebep olabilir. Yanma sonucunda çıkan partikül maddelerin yanında, kömürden daha az bir ısı vereceği için daha fazla CO2 salınımına sebep olur, yani verimi daha düşük, çevreye zararı daha bile fazladır.

Velhasıl, karbon eşdeğer emisyonlarının düşük olması, bir enerjiyi daha yeşil yapar mı, bir düşünmek gerekir. Elbette fosil yakıtlardan enerji elde edilirken de sera gazı salımı dışında birçok başka çevresel etki bulunmaktadır. Ancak yenilenebilir diyerek her enerjiyi de tamamen zararsız görmemek gerekir. Bizce, burada tartışılması gereken asıl konu enerji ihtiyacının kendisidir. Günlük yaşamımızda, iş yaşamında, sanayide, hizmetlerde ve tarımda enerjiye ihtiyacımızın sürekli arttığı bir gelecekte yenilenebilir enerji kaynaklarını seçsek de, enerji üretimi endüstriyel boyutlara ulaştığında çevreci olmaktan çıkacak, çevreye bu yazıda değinilen zararların yanında henüz saptanmamış, kestirilemeyen zararlar vermeye başlayacaktır. Enerji politikaları, sürekli büyüyen, “sürdürülebilir” diye etiketlenmesine rağmen sürdürülmesi imkansız olan doğrusal ekonomik düzende, çevrenin korunması konusunda her zaman yetersiz kalacaktır. Düşünülmesi gereken enerji talebimizi düşürmek için ekonomik modelin nasıl olması gerektiğidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s